aylarca kaybolup sonra bir yerden kafayi uzatan, `ben geldiiimmm` diyen insan:))
ben bitirdim okulu mokulu, dondum baba ocagina, son iki aydir calisiyorum, depresyondayim, istanbul istiyorum toronto istiyorum okul istiyorum; kesinlikle denizli ve is istemiyorum:)
iyilesecek miyim doktor?:D
sen nerdesin nasilsin, sag misin salim misin?:)
" if this upon me proved
I have never writ,
Nor no man ever loved. "
Nevizade' de, tuvalette görüldüler, 04.11.2005
Dinle: Yaz günleri balkona çıktığında tüm vücuduna, ayakların ve ellerin aracılığıyla yayılan sıcaklığı, anlatabilir miyim sana? Terlikle futbol oynadığında ayak parmaklarının ucunda hissettiğin sızlamayı, komşunun sarışın kızına beslediğin umutsuz aşkı ya da? Hangi kelime ya da dize aktarabilir ki sana, bir temmuz günü Akdeniz’ in sıcaklığını? Bir yaz güneşiyle bedenin kızıla boyandı mı hiç? Peki, karıncalarla hiç “ Tanrıcılık” oynadın mı?
Bir söğüt ağacının yaprakları arasından süzülen güneşin arkadaşlarımın yüzlerinde yaptığı ışık oyunlarını gördüm. Uykuya yattığımda gözlerimin üstüne sırasıyla kahverengi ( 4 kere), siyah ( 2 kere ) ve ela ( 2 kere ) gözler örttüm – hiç mavi göz örtmemişim, şimdi fark ettim- . Marley parçalarıyla savaşçılık oynayan kimdi, peki? Bisiklete binmeyi bir “ kız bisikleti” ile öğrenen. Mütemadiyen sevgililer tarafından düzeltilmeye çalışılan, ince ve kalın seslileri yanlış vurgulama, bana çocukluğumdan kalan…
Cumartesi öğleleri “ sevgilim “ çıkardı televizyona… Hayır, ünlü değilim, “ bağlantılarım” da yok. Olacağını da sanmıyorum. “ Clementine ” di çıkan. Bana, bir ömür boyu kısa ve küt kesilmiş saçları olan kadınları sevme sınırlamasını miras bırakan. ( Kumral ve ela gözlü olursa hele bir de, “ dadından” yinmez ).
Kendime özgüyüm biraz, “garip” çokça… Biliyorum. “ İngiltere baskısı” kitapları ve yeni alınmış bilgisayarı kokusundan ayırt eden, başka kimi tanıyorum? Sevgilileri uyurken seyretme sapkınlığını ise, hiç saymıyorum. Alnıma “ Bu adamdan iyi baba olur.” yazısı yazılmış - mütemadiyen okunuyor, kimliği değişen kadınlar tarafından - Çıkaramıyorum…
Kumruların başı kiremit rengi oluyormuş, elimde değil fark ediyorum. Martılara simit atarken, yanlışlıkla kafalarına denk getiriyorum. Hem “ solağım”, hem de “ salak” biliyorum…
1989 yılında okul servisini beklemeye kapının önüne çıktığımızda, beni sırf boyu benden uzun diye, sınıf arkadaşım olan kıza ( Ne var? Henüz tanışmıyorduk. Tamam mı ! ) emanet eden kişiydi, babam. “Sülaleden geliyor herhalde gariplik.” diye düşünmem, bundandır, bundan.
Aldattım, aldatıldım. Sevdim ve sevildim. Yalanlar söylendi, bolca. Pembe hayallerle süslü, “ garnitür ” de bulunan, yanında. An geliyor, “Dayanamayacağım.” diyorum. Aynaya baktığımda, karşımdaki sensin. Biliyorum.